Yüz Tanıma Teknolojisi

Yapay sinir ağları ve derin öğrenme çalışmalarındaki ilerlemeler yüz tanıma teknolojisinin daha hızlı ve daha kesin seviyelere taşımış olsa da bu tekniklerin suistimal edildiğine dair şüpheler de var. En azından bir teknoloji CEO’su düzenlemelerin olması gerektiği kanaatinde.

Yüz tanıma yeni bir teknoloji olmasa da son birkaç yılda yapay zeka çalışmalarının ilerlemesi sayesinde epey bir ilerleme kaydedildi. Dolayısıyla bu teknoloji, donanım üreticileri, hükümetler, reklam ajansları ve Silikon Vadisi’nin de ilgisini çekti. Fakat bu konuda heyecanlanmak yerine ön yargılı olanlar da var. Örneğin, Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği ve beraberindeki 35 adet savunucu grup, Amazon CEO’su Jeff Bezos’a sistemin protestoculara ve göçmenlere karşı kötüye kullanılabileceğine yönelik uyarıda bulundu. Bu uyarı mektubunda yüz tanıma teknolojisinin gelişiminin engellenmesine dair ifadeler yer alıyordu.

Şimdi farklı olan ne?

Teknolojinin 1960’lara dayanan tarihinde ilerlemeler pek de hızlı gitmiyordu. Polisin bir yüz tanıma veri tabanı oluşturabilmesi için her kişinin ağız, burun, göz bebeği ve gözleri gibi yüz hatlarında anahtar noktaların belirlenmesi gerekiyordu. Ardından sistem yüzde belirlenen bu noktaları, yer işaretleri arasındaki mesafeleri hesaplayıp kaydetmek için kullanıyordu.

Yüz tanımanın uygulanabilmesi içinse operatör yeni görüntüler ile işaretleme işlemini tekrar eder ve sistem bunlarla veritabanındaki kayıtlı mesafelerle karşılaştırırdı. Yine de kişinin başının eğimi, açısı ve duruşuna göre ayarlamaların yapılması gerekiyordu.

Yüz Tanıma Teknolojisi

Şimdiyse derin öğrenme ve yapay sinir ağları alanlarındaki ilerlemeler sayesinde yüz tanımanın doğruluğu ve hızı yeni seviyelere ilerledi. Görüntülerde farklı nesneler algılanmasını sağlayan bilgisayar görüşü, yüz tanıma sistemlerinde yüz elemanlarını tespit ederken, yardım ve düzeltme için insan gücüne duyulan ihtiyacı yok denecek kadar azaltıyor veya bu ihtiyacı tamamen ortadan kaldırarak teknolojiyi daha verimli hale getiriyor.

Bulut bilişiminin yaygınlaşması, her an her yerde bulunabilen internet bağlantısı sayesinde yüz tanıma sistemlerini iyi veya kötü amaçlı olarak birçok alana entegre edebiliyoruz. Örneğin, Facebook kısa süre önce başka bir kullanıcının yüklediği fotoğrafta bulunan kişileri uyaran bir yüz tanıma özelliğini tanıttı. Bu sayede kullanıcıların, sosyal mecradaki kimliklerini korumaları için kendi rızaları olmadan fotoğraflarının platforma eklenmesini engelleyerek daha fazla kontrol sahibi olması sağlandı. Fakat gizlilik savunucularının, Facebook’un kullanıcı verilerini toplama ve veri madenciliği yapan bir şirket olduğu için, kişiselleştirilmiş reklamlar ve diğer içeriklerle kullanıcıların tercihlerini anlamayı hedefleyerek bu teknolojiden faydalanacağına dair endişeleri mevcut.

Yasal güçlerin devreye girmesi

Güvenlik güçleri, gelişmiş yüz tanıma teknolojileri ile yakından ilgileniyor. Sadece laboratuvarlarda değil sokaklarda, sınırda, araçlarda hatta kamera ve gözlüklerde kullanıyorlar. Bu şekilde kullanımın ana amacı tabi ki suçluları toplumdan ayırmak ve gerçek zamanlı olarak onları tanıyabilmek. Tıpkı Amerika’daki bir polisin geçen yıl yaptığı gibi.

100 milyonu aşkın kamera ile Çin, en karmaşık ve sofistike gözetleme sistemlerinden birine sahip. Geçtiğimiz yıllarda bu sisteme bir de gerçek zamanlı yüz tanıma sistemi eklendi. Yetkililer sistemin etkinliğini göstermek için bir BBC muhabirini 7 dakika içinde buldukları ve yerini tespit ettikleri bir demo yayınladılar. Nisan ayında Çin Yetkili servisi finansal bir şüpheliyi 50.000 kişinin katıldığı bir konserde tespit edip, yakaladı.

Birleşik Devletler’in bazı eyaletlerinde polis departmanları Amazon’a ait olan Rekognotion Sistemi’ni suçla savaşmak için kullanıyor. Yayınlanan raporlara göre yetkililer sistemin %75 gibi bir doğruluk payıyla çalıştığını söylüyor. Ancak son yapılan bir testte kullanılan sistem Amerikan Kongre’sinin 28 üyesini kriminal geçmişe sahip insanlar olarak tanımladı. Bunun üzerine Orlando Polis Teşkilatı Amazon ile yaptıkları sözleşmeyi feshetti.

Gizlilik savunucuları ve uzmanların dikkat çektiği konulardan biri, yüz tanıma teknolojisinin kullanımıyla ilgili düzenleme ve denetim eksikliği. Gizlilik savunucu grupların 2016 yılında yürüttüğü araştırmaya göre, Amerikan yetişkin nüfusunun yarısından fazlası yüz tanıma sistemlerinin kapsamında. Yasal güçlerin yüz tanıma teknolojisini adil ve objektif bir şekilde kullandığına güvenebilir miyiz? Aslına bakılırsa bu biraz çelişkili çünkü İngiltere Polisi’nin kullandığı yüz tanıma teknolojisinde yapılan çekimlerdeki hata oranının %98 olduğu belirlendi.

Bu teknoloji hakkında kesin olan tek şey çok hassas oldukları. Yani, tüm derin öğrenim sistemlerinde olduğu gibi yüz tanıma teknolojisindeki veriler de yalnızca yeterli örnek bulunduğunda kaliteli sonuç veriyor ve yeteri kadar örnek üzerinde çalışmazsa tutarsız davranışlar sergilemeye başlıyor. Aynı şekilde sistemler açık renkli yüzlerde daha koyu renkli yüzlere göre daha doğru çalışıyor.

Yüz tanıma sisteminin geleceği

Normalde teknoloji yazılarımızda bir teknolojinin geleceğine hep şüpheyle yaklaşırız. Ancak Microsoft Başkanı Brad Smith’in yayımlanan son makalesinde belirttiği yüz tanıma sisteminin bize sağlayacağı avantajlar ve gelişimi sırasında yaşanılan zorluklar endüstrinin geleceği hakkında bizlere net bilgiler sağlıyor.

Smith, son zamanlarda sıkça konuşulan teknolojinin kötüye kullanımının yanında pozitif kullanımında bize sağlayacağı avantajlara da dikkat çekiyor. Microsoft yakın zamanda Gümrük ve Göçmen Başkanlığı’na (ICE) sağladığı bir hizmet yüzünden şirket içi bir çalkantıyla adından söz ettirmişti. 100’den fazla şirket çalışanı ICE’nin sınırda çocukları fişlediği gerekçesiyle yapılan kontratı iptal etmeleri yönünde şirket yönetimine şikayette bulunmuştu. Smith, şirketin ICE’ye sağlanan hizmetin yüz tanıma teknolojisi değil, Azure Devlet bulut servisi olduğunu yazıyor ve ekliyor; ‘Yine de yaşanılan olay bu teknolojinin kullanılmasıyla ortaya çıkan yasal sorumlulukları gözler önüne serdi’.

Smith aynı zamanda, bu gelecek vadeden teknolojinin doğuracağı etik sorumlulukların ve insan haklarının gözetilmesinin teknoloji sektörünün düşünmesi gereken ciddi problemler olduğunu söylüyor. Smith’in sözleriyle; ‘Bütün aletler iyi ya da kötü amaçla kullanılabilir. Bir süpürgeyi bile yeri süpürmek için ya da birisinin kafasına vurmak için kullanabilirsiniz. Alet ne kadar güçlenirse sağlayacağı avantaj ve aynı oranda verebileceği hasar da artar.’

Yorumlar

Please enter your comment!
Please enter your name here