1984 yılında, Terminatör isimli bilim-kurgu filmi ile gündemden hiç düşmeyen Skynet, günümüzde devam eden Yapay Zeka çalışmalarında dahi, örnek olarak gösterilen bir kötü efsane haline gelmiş durumda.

Makinelerin insanlığa savaş açmasını sağlayan bir Yapay Zeka olan Skynet, belki de birçok kişi için, Yapay Zeka dendiği zaman kötü çağrışımlar oluşmasının da ana sebeplerinden biri olmuştur.

Günümüzde devam eden Yapay Zeka çalışmalarına, gerçek bir Skynet oluşturur mu bilinmez ama, Anlamsal Web yani Semantic Web çalışmaları da temel oluşturuyor.

Geleceğin interneti: Anlamsal Ağ-Semantic Web

Semantic Web

Bilindiği gibi internet, günümüzde kullanılan bir iletişim temeli haline geldi. Öyle ki artık birçok temel iletişim ihtiyacı, internet aracılığı altında şekillendiği gibi, bankalardan resmi evraklara kadar her şey, internet temeli üzerinde devam ettiriliyor. Dijital dönüşümün mimarisi olan internet, aynı zamanda yeni nesil iletişimin de aracısı ve temeli oldu.

Ancak temel internet kullanımı, gayet tabii insanlar için hazırlanmış ve işlev kazandırılmış bir yapıdır. İşte tam da bu noktada Anlamsal İnternet, farklı bir oluşumun temellerini atıyor ve insandan daha ötesini kapsamayı asıl amacı haline getiriyor.

Semantic Web-Anlamsal Ağ- nedir?

Kısaca açıklamak gerekirse Anlamsal Ağ yani Semantic Web, internet prensibinin makineler için de kullanılabilir hale gelmesini sağlayacak bir altyapıdır.

Basit bir örnekle devam etmek gerekirse, hangi dilde olursa olsun bir internet kullanıcısı, arama motorları aracılığında bir kelime yazabilir ve bu kelime odaklı arama ile ilgili sonuçlardan çıkarım elde edebilir.

Ancak bu kullanım, makine diline hitap etmiyor. Yani bir robot, internet ortamını bilgi kaynağı için kullanamıyor. Çünkü internet, makine dilini desteklemiyor.

İnternet için farklı bir devir başlatacak olan Anlamsal Ağ ise, işte bu noktaya odaklanıyor ve tüm internet akışını, makinelerin de anlayabilmesini sağlamayı amaçlıyor.

Bu noktada akıllara “neden?” sorusu gelebilir. Ancak Anlamsal Ağ, yani Semantic Web, aslında gelecek dünya için olmazsa olmazlardan…

semantic web

Anlamsal Ağ, neden önemli?

Apple’ın Siri yazılımı, Microsoft’un Cortana yazılımı derken, sanal sesli asistanlar iyiden iyiye insanlar için pratik kullanıma açılmış yazılımlardan olmaya başladı. Microsoft veya iOS kullanıcıların bildiği üzere bu akıllı sesli asistanlar, belli sorulara cevap verebiliyor ve bazı cevaplar için ise internet arama sonuçlarını gösterebiliyor.

Dikkat edileceği üzere bu ve buna benzer “basit” uygulamalar, internet sonuçlarını anlayamıyor, nitekim bu sonuçları sadece kullanıcıya aktarmakla sınırlı kalıyor. Yani söz konusu bu sesli asistanlar, tek kelime ile kullanıcı ve internet arasında bir aracı rplünü üstlenmiş oluyor.

Öte yandan gelişen robot teknolojisi de, Anlamsal Ağ gereksinimi ile vurgulanan alanların başında yer almaya başladı. Zira gelişen robot teknolojileri ve ürünleri, öğrenebilme için internet erişimi konusunda yardım almak zorundalar.

Tüm bunların dışında Yapay Zeka çalışmalarının, bir bilim-kurgu filmi ile özdeşmiş ürünleri ortaya çıkarması için de, yine Anlamsal Ağ bir gereksinim haline geldi.

Semantic Web’in gerçek olduğunu varsayarsak hepimizin kullandığı bilgisayarlar, birer uzman haline gelebilecekler.

İnternetin uçsuz bucaksız bilgi selini, tek bir istek ile analiz edebilecek ve deyim yerindeyse tam bir “kütüphane” ve “laboratuvar” haline gelebilecek olan internete bağlı ürünler, geleceğin kurgularını gerçek etmeye yetecek. Nitekim, yeterli Yapay Zeka algoritmasına sahip olan elektronik sistemler, bir aracı olmaktan çok daha öteye geçerek, birer birey gibi davranabilme güdüsüne sahip olabilecek.

Ek olarak, elbette ki nesnelerin interneti çalışmaları da çok daha farklı bir alana taşınmış olacak.

Özetle belirtmek gerekiyor ki Semantic Web yani Anlamsal Ağ, makinelerin de anlayabileceği bir internet anlamına geliyor. Bu da aslında, sözüm ona gerçek bir Skynet’in istediğini öğrenmesini, aradığına ulaşmasını ve taleplerini iletmesini ortaya çıkarmış ve Yapay Zeka’yı, bir nevi gerçek hale getirmiş olabilecek.

Paylaş
Eren Ertem
1997 yılında, Commodore 64 klavyesi ile tanıştığı teknoloji dünyasında yoluna, TED kolejinden sonra Yeditepe Üniversitesi'nde İngilizce eğitimli Elektrik-Elektronik Mühendisi olarak devam ediyor. Birçok farklı basılı ve elektronik yayıncılık sektöründe çalışmış olan Eren Ertem, C programlama dili, Java programlama dili ve elektronik yayıncılık editörlüğü ile ilgili eğitim setleri hazırlamıştır. Popüler Bilim üzerine araştırmalarına ve yazılarına editör olarak devam ederken, öte yandan da 1947 Roswell konusu ile ilgili araştırma kitabını ve Alacaklı romanını yazıyor.