Haber Tekno Sosyal Medya

Karanlık Madde ve Karanlık Enerji Tanımlamaları

Karanlık Enerji & Karanlık Madde

Bilim

Karanlık Madde ve Karanlık Enerji Tanımlamaları

Karanlık madde ve karanlık enerji konular ile ilgili bilinen tüm detayları, bu yazımızdan edinebilirsiniz.

Karanlık madde ve karanlık enerji ifadeleri, kozmoloji alanındaki dikkatleri üzerine toplamayı barıyor.

Dark matter ve dark energy olarak İngilizce olarak anılan bu ifadeler, evrenin önemli oluşumları arasında yer alıyor.

Haber Tekno olarak bu yazımızda, söz konusu bu iki kozmik ifadenin ne olduğuna, nasıl ortaya çıktığına ve detaylarına değiniyor olacağız.

Şu an için büyük oranda çözülememiş olan söz konusu bu enerji ve maddenin bugüne kadar çözülen gizemi hakkında merak edilen her şey bu yazımızda!

Karanlık enerji nedir?

1990’lı yılların başlarında yerçekiminin evrenin genişlemesini yavaşlattığı düşünülüyordu ancak 1998 yılına gelindiğinde Hubble Uzay Teleskopu’nun gözlemleri aslında yerçekiminin genişlemeyi hızlandırdığını ortaya koydu.

Önce bu duruma bir açıklama getiremeyen teorisyenler, çeşitli araştırmalar sonucunda buldukları çözüme karanlık enerji adını verdiler.

Ancak elbette hala bunun doğru bir açıklama olduğunu söylemek mümkün değil.

Bu sorunun cevabı aslında çok açık değil.

Biz sadece karanlık enerjinin ne kadar olduğunu biliyoruz zira bu enerjinin evrenin genişlemesine nasıl etki ettiğini biliyoruz.

Şu anda evrenin yaklaşık olarak %68’i karanlık enerjiden oluşuyor.

Karanlık madde ise %27 oranında mevcut.

Geri kalan ise Dünya’da olan her şey yani normal maddeyi oluşturuyor ve bu evrenin %5’ine tekabül ediyor.

Karanlık enerjinin açıklaması olarak uzaydaki bir alanı kabul edebiliriz.

Karanlık enerji nasıl oluşur?

Albert Einstein’ın yerçekimi teorisine göre uzaydaki her boş alan kendi enerjisine sahip olabilir ve uzaydaki boş alan asla hiçliği ifade etmez.

Bu enerji alan genişledikçe azalmayacak aksine daha da artacaktır.

Sonuç olarak evren genişlemesini hızlı bir şekilde devam ettirecektir.

Ancak ne yazık ki Einstein’ın teorisi tam olarak doğru sonucu vermediği için kimse bu teoriyi anlayamamış, benimseyememiştir.

karanlik enerji

Uzayın enerjiyi nasıl elde ettiğine dair bir diğer açıklama ise enerjinin kuantum teorisinden geldiğidir.

Bu teoride boş bir alan aslında sürekli ortaya çıkan ve aniden ortadan kaybolan geçici yani sanal parçacıklar ile doludur.

Ancak bu noktada fizikçiler enerjinin miktarını hesaplarken yanlış sonuçlar çıkardı ve bu da kanıtlanması zor bir açıklama haline geldi.

Sonuç olarak karanlık enerjini gizemi devam etti.

Karanlık enerji hakkındaki son olasılık ise Einstein’ın teorisinin yanlış olmasıdır.

Bu sadece evrenin genişlemesini değil aynı zamanda galaksilerdeki normal maddelerin ve galaksilerin davranışlarının da etkilenmesine neden olacaktır.

Bu gerçek de karanlık enerjinin açıklamasının yeni bir yerçekimi teorisi olup olmadığına karar vermeyi sağlayabilir.

Peki, karanlık enerjiyi tanımlamak için nasıl bir yerçekimi teorisine ihtiyaç duyuyoruz?

Bu teori Güneş Sistemi’ndeki cisimlerin hareketini nasıl doğru tanımlayabilir ve evren hakkında bize nasıl doğru öngörüler sunabilir?

Bu konuda pek çok aday teori olsa da hiçbiri gerçekten doğru değil.

Sonuç olarak karanlık enerjinin gizemi devam ediyor.

karanlik enerji

Karanlık madde nedir?

Evrenin %27’sini oluşturan karanlık maddenin ne olduğundan tam olarak emin değiliz.

Karanlık madde olmayan galaksi konusunda da kesin ifadeler bulunmuyor.

İlk olarak karanlık madde oldukça karanlık ancak bizim gördüğümüz yıldızlar ya da gezegenlerin formunda değil.

Gözlemlere göre evrendeki karanlık maddenin oranı içerisinde çok ama çok az görünebilen madde mevcut.

İkinci olarak karanlık madde, normal maddelerden oluşan kara bulutların formunda değil, baryon adı verilen parçacıklardan oluşan bulutların formunda.

Bizler baryon içerikli bulutları radyasyon emilimi sayesinde tespit edebiliyoruz.

Üçüncü olarak ise karanlık maddenin bir anti madde olmadığını belirtmekte fayda var.

Zira anti maddenin içerdiği gama ışınlarını içermiyor.

karanlik enerji

Tıpkı karanlık enerjinin açıklamasında olduğu gibi karanlık maddenin açıklamasında da bazı boşluklar mevcut.

Örneğin bazı araştırmacılar karanlık maddenin baryonik olmadığını ve daha egzotik parçacıklardan oluştuğunu iddia ediyor.

Görünen o ki karanlık enerjinin tanımı ve karanlık maddenin tanımını yapabilmek için daha fazla araştırma ve gözleme ihtiyaç duyuyoruz.

Karanlık madde kara deliklerden mi meydana geliyor?

Karanlık madde hakkındaki iddianın delice olduğunu söyleyen, Baltimore’da yer alan Johns Hopkings Üniversitesi’nde bir teorisyen olan Marc Kamionkowski, bu düşüncesini Amerikan Fizik Topluluğu’nun gerçekleştirdiği bir toplantıda dile getirdi.

Aynı zamanda Kamionkowski karanlık maddenin ne olabileceği konusundaki her fikrin de aynı derecede delice olduğunu ifade etti.

Buna karşılık olarak da Chicago Üniversitesi teorisyenlerinden Daniel Holz bir mucizeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Bireysel yıldızların çökmesi ile Güneş’in 15 katı kadar kara delikler oluşur ve bu süper öldürücü delikler milyarlarca yıldızı yutabilir.

Ancak astrofizikçiler şu ana kadar çöken yıldızların kara delikleri nasıl oluşturduğunu çözemediler.

Bu nedenle fizikçilerin Şubat 2016’da Güneş’ten 29 ve 36 kat büyük iki kara deliğin birleşmesi sonucunda şiddetli bir dalgalanma tespit ettiğini açıklaması büyük bir sürpriz oldu.

Teorisyenler ilk yıldızlardan önce bile böyle büyük kara deliklerin olduğunu söylüyor.

Bunun da Big Bang sonrasında evreni dolduran parçacıkların oluşturduğu plazmalardaki yoğun noktaların çökmesi ile oluştuğunu iddia ediyor.

Ancak günümüzde araştırmacılar bazı konularda görüş ayrılığı yaşıyor.

Bazıları karanlık maddenin Güneş’ten 30 kat daha büyük kara deliklerde bulunduğunu söylese de bazıları aynı kanıda değil.

Bu durum da karanlık madde hakkında pek çok argümanın ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor.

Karanlık madde hakkındaki belirsizlik son bulacak mı?

Kara delikler bazen varlıklarına ihanet ederek daha uzak yıldızların önünden geçebilir.

Bu deliklerin yerçekimi de microlensing adı verilen bir efekt ile geçici bir aydınlanmaya neden olur.

1990’lı yıllarda yapılan bir araştırma ile kara deliklerin sürüklenmesi ihtimalinin ortadan kalktığı açıklandı.

Ancak bu araştırmalar kısa olduğu için sadece küçük kara deliklere karşı duyarlıydı.

Bunun üzerine de John Hopkins’te bir kozmolojist olan Ely Kovetz bu ihtimalin ortadan kalkmadığını ifade etti.

Bunların yanı sıra gökbilimciler yıllardır kara deliklerin hareketlerini izliyor ve FRB yani hızlı radyo patlamaları adı verilen radyo dalgalarının milisaniyelik yanıp sönmelerinden de haberdar.

Kovetz, bu takipler sayesinde Güneş’in 30 katı büyüklüğündeki bir kara deliğin algılanmasının daha kolay olacağını belirtiyor.

Birkaç yıl içerisinde de bu teknik sayesinde binlerce kara deliğin keşfedilebileceğini söylüyor.

Karanlık madde ve kara delikler hususunda yapılan çalışmalar sonucunda pek çok kara deliğin birleştiği ortaya çıktı.

Ancak bu birleşmelerin nasıl ve ne boyutta olduğunun tespit edilebilmesi adına araştırmaların sürmesi gerektiği ifade ediliyor.

Kovetz, bunun için yaklaşık 100 kara deliğin tespit edilmesi gerektiğini ve bunun da 10 yıl sürebileceğini söylüyor.

Bununla ilgili olarak daha önce hazırladığımız şu haberlerimize de bakabilirsiniz:

Kara Delik Nedir, Nasıl Oluşur? & Doğumu, Gelişmesi ve Ölümü ile Kara Delik Oluşumu

Ötegezegen Nedir, Nasıl Keşfedilir? (Öte-Gezegen Detayları)

Haber Tekno olarak bu ve buna benzer konulardaki gelişmeleri ve rehber içerikleri aktarmaya devam ediyor olacağız.

Bu yazımızda bazı açıklamalar için NASA’nın şu bağlantısından da yararlandığımızı belirtelim: https://science.nasa.gov/

Son olarak sizler de aşağıdaki yorumlar alanımızdan, düşüncelerinizi ifade edebilirsiniz.

Yorumlara bak

Yorumlara bak

  1. Mustafa Başaran

    13 Temmuz 2018 at 13:49

    twinstheory adresinde sunduğum ve TWİNS THEORY adını verdiğim bilimsel çalışmamda belirtildiği şekilde;
    q^- q^- q^- orta-süpersimetri düzlemlerine göre ‘q^- q^- q^- Maddi Alemler’, bu düzlemlerin bir üst ve bir altında bulunan q^+ q^+ q^+ orta-süpersimetri düzlemlerine göre ise ‘q^+ q^+ q^+ Maddi Alemler’ oluşmaktadır. Atom baryon yapıları ve atomaltı parçacıkları, yükleri ve kütleleri bakımından farklı olan bu yeni keşfedilen maddi alemlerinin made ve antimadde bölümleri hem kendi içinde ve hemde bu alemler arasında ‘iç içe süpersimetri şeklinde parelel evrenler’ oluşturmakta ve bu maddi alemler ‘süperpozisyon olarak’ evrendeki mevcut bütün Özdeş Evren Birim’lerini aynı ‘an’da ortak kullanmakta ve süpersimetrik bir şekilde tek bir evren içinde iç içe bulunmaktadırlar. [Buna ‘TWINS Theory’ (Twin Worlds In Nested Supersymmetry Theory /İç İçe Geçmiş Süpersimetride İkiz Maddi Alemler Teorisi) adı verilmiştir (burada bahsedilen dünyalar’dan kasıt tüm evreni kapsayan maddi alemlerdir.Bu maddi alemlerin atom ve uzay-zaman süpersimetrik kuantum yapıları TWINS THEORY’de açıklanmıştır.]
    Evrenin enerjisinin %96’sını oluşturduğu düşünülen ‘Karanlık Madde’ ve ‘Karanlık Enerji’nin, evrenin enerjisinin %4’ünü oluşturan maddi alemimiz dışındaki yeni keşfedilen çok sayıdaki bu ikiz maddi alemlerin toplam enerjisi olduğunu değerlendirmekteyim.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Daha Fazla Bilim

Üste çık