Haber Tekno Sosyal Medya

Kara Delik Nedir, Nasıl Oluşur? & Doğumu, Gelişmesi ve Ölümü ile Kara Delik Oluşumu

Kara Delik

Bilim

Kara Delik Nedir, Nasıl Oluşur? & Doğumu, Gelişmesi ve Ölümü ile Kara Delik Oluşumu

Kara delikler ile ilgili bilinmesi gereken tüm detayları, bu yazımızda bulabilirsiniz.

Kara delik yani black hole, evrenin en gizemli oluşumları arasında yer almaktadır.

Kara delikler hakkında yapılan çalışmaların hem araç hem de gözlem konusunda zorluk çıkarması, bu konuda birçok sorunun da cevapsız kalmasına neden oluyor.

Kara delik belgesel yapımları için de en zorlu çalışmalar arasında yer alıyor.

Doğumlarından, uzak gelecekteki ölümlerine kadar kara delikler evrenimizin büyüleyici bir parçası.

Başlangıçlarından bitişlerine kadar kara delikler hakkında bildiklerimizin hikayesi bu kara delikler makalesi kapsamında bir araya geliyor.

Kara delik nedir?

Kara delik nedir kısaca şu şekilde tanımlanabilir: Bir yıldızın patlaması sonucunda oluşan muazzam kütle çekimçekim kuvveti bulunduran oluşumlardır.

Evrende öylesine yoğun ve büyük kozmik bir yerdir ki o muazzam kütle çekimine yakalanan hiçbir şey kaçamaz.

Öyle ki gözlemlenmekte olan bir kara delik, aktarılan bilgilere göre her iki günde bir bizim güneşimizin kütlesine eşdeğer bir kütle yutuyor.

Astronom Misty Bentz tarafından yapılan açıklamara göre de kara delikler etrafta dolaşan ve her şeyi emen kozmik elektrik süpürgeleri değildir.

Sadece diğer her şeyin yaptığı gibi yerçekimini kullanıyorlar.

Ek olarak şu ana kadar net bir biçimde gözlemlenemediğini de belirtmekte fayda var.

“Kara delik içine girince ne olur?” sorusuna da ne yazık ki en azından şu an için net bir cevap vermek mümkün değildir.

Kara delik nasıl oluşur?

Kara delik teorisi, en popüler konular arasında yer almaktadır.

Uzay çalışmaları arasında da en çok ismi geçen kozmik oluşumdur.

Gözlem konusundaki yetersizliklerden ötürü, birçok farklı teori gündeme gelmektedir.

Buna karşın “Kara delikler nasıl oluşur?” sorusuna, 3 evreden oluşan detaylı bir cevap vermek mümkündür.

  • Doğumu
  • Gelişimi
  • Ölümü

Haber Tekno olarak hazırladığımız bu makalemizde, tüm bu süreçleri ve çok daha fazlasını detayları ile birlikte açıklıyor olacağız.

Kara delik oluşumu-doğumu

Bir kara delik hayatına, trajikomik bir şekilde ölümle başlar.

Öncelikle şu adımların meydana geldiğini kısaca belirtmek mümkün olmaktadır:

  • Bir yıldız patlaması yaşanır.
  • Yıldızın kendi çekirdeği içine çökmüş olur.
  • Bu çöküş sonrasında bağ kurulabilecek hiçbir şey kalmaz.
  • Bu patlama ile gazlar ve tozlar sıkışmış olur.
  • Patlama ile oluşan şok dalgaları, yeni yıldız oluşumlarına da vesile olur.

Güneşimizden en az 10 kat daha büyük kütleli bir yıldız, yakıtını tükettiğinde bir kara delik doğmuş olur.

Güneş

Bu yıldız Hidrojen‘ini Helyum‘a, Helyum’u da Karbon, Oksijen ve yıldızın çekirdeğindeki Demir‘e kadar dönüştürür.

Bu süreçten sonra geriye ağır, metal bir boşluktan başka bağ kurulabilecek bir şey kalmamış olur.

Böylece yaşam döngüsünün sonuna ulaşmış olur ve yıldız patlar.

Yıldız patlaması ile birlikte de oluşum başlamış olur.

Bu patlamayla birlikte çekirdeği kendi içine çöker ve dış katmanlarını inanılmaz bir güçle fırlatır.

Georgia State Üniversitesi’nden astronom Bentz’in açıklamalarına göre eğer yıldızın merkezinde güneşimizin 3 katı kadar kütle varsa, bu kütle çöker ve kara delik oluşur.

Bunlar yıldızsal kara delikler olarak tanımlanır. Çünkü kütleleri bir yıldız kadardır.

Bir yıldızın ölümüyle bir kara deliğin doğması olayı, evrende oldukça sık görülür.

Kara delikler ve yıldızlar birbirleriyle çok yakından ilgilidir.

Bu yakınlık özellikle de yıldız düzenlerinin yüksek hızda çalkalandığı bölgelerde daha sık görülür.

Yeni yıldızların oluştuğu bölgelerde ölü yıldızlar bulmak da aslında oldukça yaygın görülen bir durum olarak tanımlanıyor.

Zira en büyük kütleli yıldızlar, aslında ömrü en az olanlardır ve aniden yok olabilirler.

Bir yıldızın ömrü kütlesine bağlıdır.

En büyük kütleliler çok daha kısa yaşar.

Zira yakıtlarını da kütlelerine bağlı olarak hemen tüketirler.

Bentz’in “devasa geri dönüşüm programı” adını verdiği bu döngüde, kara deliklerin oluşumu aslında yeni oluşan yıldızların düzenini etkiler.

Yeni yıldızlardan bir grup oluştuğunda, kütlesi en büyük olan çok çabuk ölür ve kısa ömürleri bir patlamayla son bulmuş olur.

Yapılan açıklamalara göre bu patlamayla oluşan şok dalgaları, daha çok gazı ve tozu sıkıştırmış olur.

Böylece yeni yıldızlar oluşmaya başlar.

Daha sonra oluşan bu yeni yıldızlardan büyük ve kısa ömürlü olanlar patlayarak ölürler.

Yeni şok dalgaları ve dolayısıyla da yeni yıldızlar oluşur.

Yıldızların ölümüyle oluşan bu zincirleme reaksiyon, aynı zamanda yepyeni yıldızların oluşumunu da sağlar.

Buna rağmen yıldızsal kara delikler büyük resmin yalnızca küçük bir parçasıdır.

Kara delikleri de ikiye ayırmak mümkündür.

  • Kara delikler
  • Süper kütleli kara delikler

Bizim galaksimiz de dahil galaksilerin merkezinde görülürler ve diğer küçük arkadaşlarını aksine çok farklı bir oluşum süreci geçirirler.

Queensborough Community Üniversitesi’nde teorik astrofizikçi olan Jillian Bellovary tarafından aktarılan bilgilere göre şu an gözlemlenebildiği kadarıyla süper kütleli bir kara deliğin kütlesi, güneşimizin kütlesinin milyonlarca veya milyarlarca katı büyüklüğünde.

Ancak başlangıç aşamasında daha küçük oldukları belirtiliyor.

Elbette ki bu noktada akıllara gelen bir diğer soru, nasıl oluştular ve nasıl bu kadar büyüdüler?

Günümüzde astronomlar bundan yaklaşık 13 milyar yıl önce süper kütleli kara deliklerin çok hızlı ve çok fazla büyüdüğünü biliyorlar.

Güneşimizin kütlesinden milyarlarca kat daha büyük kütlede kara deliklerin varlığını bildiklerini siyleyen araştırmacı Bellovary, evrenin çok erken safhalarında var olduklarını ve bu kadar küçük bir alanda bu kadar büyük kütlenin oluşmasının çok garip olduğu düşüncesinin varlığından söz ediyor.

Yine eklediği bilgilere göre ise bu kadar büyüklükte bir kozmik oluşumun nasıl olabileceği, merak konusu olarak kalmaya devam ediyor.

Evrenin çok erken safhalarında kara delikler yalnızca çok yoğun bölgelerin çökmeleriyle oluşmuş olabilir.

Belki de bu bölgeler yer çekimine bağlı olarak çökmeye başladı ve bir kara delik oluşana kadar çökmeye devam etti.

Böylece ne yıldızlar ne de başka bir şey oluştu.

Bununla ilgili bir diğer görüş de süper kütleli kara deliklerin yaşamlarına genç galaksilerde başlaması ile ilgili oluyor.

Bu görüşe göre daha küçük kara delikler, bu genç galaksilerin merkezinde birleşti ve süper kütleli kara delikleri oluşturdu.

Bellovary tarafından bahsi geçen detaylara göre süper kütleli kara deliklerin öncüleri, başlangıçta orta büyüklükte ve yıldızsal kara deliklerden daha büyük olmalıydı.

Aksi halde bu kadar kısa bir sürede genç evrende gözlemlediğimiz devasa canavarlara dönüşemezlerdi.

Süper kütleli kara delikler hızlı bir başlangıç yapmış olma ihtimali de bulunduruyor.

Oluştuklarında çok küçük olmalarının imkansız olduğuna dikkat çeken araştırmacılar, bu kadar çok büyümeleri için yeterli zamanın olmayacağına dikkat çekiyorlar.

Dolayısıyla da oluşumlarında böylesine büyük bir kütle ile meydana geldikleri söylenebiliyor.

Araştırmacılar hâlâ ilk kara deliklerin evrenin erken dönemlerinde sıcak gaz ve tozdan nasıl oluştuklarını anlamaya çalışıyorlar.

Normalde böyle maddeler bir araya geldiklerinde yıldızları oluşturur.

Yani evrenin erken dönemlerindeki farklı bir kimya bu maddelerden bir şekilde ilk kara delikleri oluşturmayı başardı.

Aktarılan detaylara göre evrenin erken dönemlerindeki o gazlar, muhtemelen Hidrojen ve Helyum’dan ibaretti.

Çünkü Büyük Patlama‘nın ardından oluşan elementler yalnızca onlardı, geriye kalan her şey yıldızların içindeydi.

Nitekim henüz hiç yıldız yoksa, başka bir elementin de olması mümkün olmayacaktır.

Bu noktada evrenin erken dönemlerindeki kimyanın, gazların hareketiyle veya hareketsizliğiyle birlikte ilk kara deliklerin oluşumunu bir şekilde tetiklemiş olabileceği üzerine fikirler türetiliyor.

Kara deliklerin gelişimi

Kara delikler sonsuza kadar aynı büyüklükte kalmazlar.

Her şeyi yutma şöhretlerini, aslında öyle olmamasına rağmen, içlerine düşen hiçbir şeyin bir daha geri çıkamamasına borçlulardır.

Böylece kara deliğin kütlesi ve kendisi büyür.

Kara deliğin içine düşen gaz, gezegen ya da başka bir yıldız olabilir ve hepsi kara deliğin kütlesine katılmış olur.

Kara Delik Nedir

Bu katılım süreci, kara deliğin uzun bir zaman boyunca devamlı küçük bir şeyler yemesi, evrenle birlikte kara deliklerin de büyümesini açıklamış olur.

Araştırmacılar bu kadar etkili bir büyümenin, gazların katılımıyla olduğunu düşünüyor.

Kara delik içine girince ne olur?

Kara deliğe düşen gaz, küvetin içinde çekilen su gibi davranır.

Etrafında döner ve sonunda yutulur.

Gaz da bir kara deliğin içinde aynı şekilde davranır.

Kütlesel olarak kara delik tarafından devamlı bir çekim kuvveti etkisi mevcuttur ve bununla birlikte zamanda hareket de eder.

Bunun sonucunda kara delik etrafında daireler çizmeye başlar ve sonunda da içine düşer.

Gazla beslenmek büyümek için çok etkili bir yol olabilir ama kara delikler birleşme konusunda hiç de çekingen bir tavır sergilemezler.

Kara delikler arasındaki çarpışmalar, görünmez iki kütlenin birleşimiyle sonlanır.

Bu olayı bilim insanları, Advanced Laser Interferometer Gravitational – Wave Observatory ya da daha kısa ve anlaşılır adıyla LIGO ile saptadı.

İki kara deliğin birleşmesi ile ortaya çıkan yerçekimsel dalgalanmalar saptandı ve 2015’de (açıklanması 2016’yı buldu) gözlemlenmiş oldu.

Yerçekimsel dalgalar, bu ve buna benzer keşifler için çok önemli bir yer tutmaya başlamış oldu.

Yıldızsal kara delikler ve süper kütleli kara delikler arasında devasa bir boşluk vardır.

Bu boşluk tam da orta büyüklükteki diğer kara deliklerin sığabileceği kadardır.

Bu noktadaki tek sorun araştırmacıların henüz onları gözlemleyemiyor olması gibi görünüyor.

Orta büyüklükteki bütün bu kara delikler nerede saklanıyorlar?

Nispeten küçük ve devasa black hole oluşumlarının olması, orta büyüklükteki kara deliklerin olmadığı anlamına da gelmiyor.

Hâlâ birçok araştırmacı aktif olarak onları arıyor.

Ama yıldızsal kara deliklerin aksine, bu kara delikleri görünür ışıkla tespit etmek çok zor.

Araştırmacılar, çöken yıldızları ya da süper kütleli kara delikleri açığa çıkardıkları olağanüstü gaz ve toz bulutunun evrendeki her şeyden daha fazla parlaması yoluyla gözlemleyebiliyorlar.

Orta büyüklükteki kara deliklerin çok fazla çekim güçleri olmadığı için fazla parlama yapmadıkları belirtiliyor.

.”X-ışını dalga boylarında daha çok parladıkları ve görünür oldukları açıklanıyor.

Lakin bu dalga boyları evrendeki diğer nesneler tarafından işgal edilmiş durumda.

Araştırmacı Bentz tarafından onların diğerlerinden ayırmanın zor olduğu ifade ediliyor.

Orada olduklarını biliniyor ancak ‘işte herkesin kesinlikle inanacağı bir kanıt buldum’ deme konusunda ortaya net bir gözlem konulamıyor.

Kara deliklerin ölümü

Boyutları ne olursa olsun, bir kara delik doğumu ve gelişimi esnasında bazı süreçlerden geçer.

Peki, gerçekten ölürler mi?

Kara delik Stephen Hawking tarafından da çalışma konuları arasında yer almıştır ve bu konuda çalışmalarını da açıklamıştır.

Stephen Hawking bunu, “Hawking ışıması” olarak bilinen bir süreçle açıklıyor ve mümkün olabileceğini düşünüyordu.

Kara delik Stephen Hawking

Bu düşünceye göre, artık kendisine hiçbir kütle katılmayan ve öylece duran bir kara delik, eninde sonunda atom altı parçacıklar tarafından aşındırılır.

Bütün bir evren boyunca atom altı parçacıklar çiftler halinde var oldukları açıklanıyor.

Çiftlerden biri parçacık iken diğeri ise karşıt parçacık olmaktadır.

Bu çiftler evrende çarpıştıklarında birbirlerini yok ederler ve enerji açığa çıkarırlar.

Bunun sadece kütlenin enerjiye, enerjinin kütleye dönüşmesinden ibaret olduğuna dikkat çekiliyor.

Eğer bu olay bir kara deliğin yakınlarında meydana gelirse ve parçacık çiftinden bir taraf kara deliğin içinde, diğer tarafsa kara deliğin dışında kalmışsa; dışarıdaki parçacık bu olaydan etkilenmemiş olur ve kendisiyle birlikte bir miktar enerjiyi kara delikten çalmış olur.

Bu enerjiyle birlikte oradan kaçabilir.

Eğer bu işlem kara deliğe daha fazla kütle katılmaksızın yaşanmaya devam ederse, eninde sonunda bütün bir kütle ışımayla birlikte yok olabilir.

Ama bir kara delik yıldızsal, süper kütleli ya da arasındaki herhangi biri için küçük bir farklılığın oluşması bile çok fazla zaman alır.

Evrende henüz bir kara deliğin ölmesi için gerekli zaman diliminin var olmadığı düşünülüyor.

En baştan bir evren meydana gelse dahi, ilk kara deliklerin yok olması için yaklaşık 10 üzeri 54 yıl beklenmesi gerektiğine vurgu yapılıyor.

Normal kütleli ya da süper kütleli kara deliklerle, atom altı parçacıklar arasındaki muazzam ölçek farkı bulundurur.

Buna ek olarak tepkimeler de çok fazla zaman alır.

Durumun böyle olması da ne yazık ki kara deliklerde çok yavaş gerçekleşen Hawking ışımalarını gözlemleyebilmeyi imkansız hale getiriyor.

Laboratuvarlarda yapılan kara delik araştırmalarına göre ise Stephen Hawking’in kara delil teorisi muhtemelen doğru.

Ancak kara deliklerin yok oluşlarıyla ilgili hâlâ çok az şey biliniyor.

Kara delikler hakkında cevapsız kalan sorular

Genel olarak kara delikler hakkında bilinmeyen çok fazla şey var.

Araştırmacı astronomlar bu açığı kapatmak için çalışıyorlar.

Örneğin uzak galaksilerin merkezlerinde bulunan süper kütleli kara deliklerin ne kadar büyüyebileceği konusunda araştırmalar yapılıyor.

Aynı zamanda bu kara deliklerin büyüklükleri ile bulundukları galaksiler arasındaki ilişkiler gözlemlenmeye çalışılıyor.

Çalışmaların kara deliklerin zaman içinde nasıl geliştiğinin anlaşılabilmesini sağlayacak bilgisayar modellerine etmesi de umuluyor.

Böylece evrenin işleyişi hakkında daha fazla bilgi sahibi olunabileceği üzerinde duruluyor.

Makalemizde ismi geçen Bellovary, şu anda Laser Interferometer Space Antenna ya da kısa adıyla LISA isimli bir görevde çalışıyor.

Amaçları 2030’larda dünya yörüngesinin 2,5 milyon kilometre gerisindeki devasa bir alanda 3 uzay aracı bulundurmak.

Bu da tıpkı LIGO gibi uzay bazlı yerçekimsel dalgaları saptayabilecek, fakat yıldızsal kara delik çarpışmaları yerine süper kütleli kara delik çarpışmalarına odaklanacak.

Yapılan açıklamaya göre yapılan çalışmanın sonucunda şu konulara ışık tutuluyor olacak:

  • Kara deliklerin büyümesi
  • Ne sıklıklıkla kara delik çarpışması yaşandığı
  • Kürle kazanımı için gaz yutlamarı mı yoksa birbiri ile çarpışma yaşamaları mı gerektiği
  • Evrenin hangi farklı bölgelerinde varlık gösterdikleri

Kara delikler hakkında ne yazık ki merak edilen çok şey olmasına karşın, bu merakı giderebilecek çok az araç bulunuyor.

Black hole yani kara delik, genel anlamda devasa bir büyüklükleri olan ve çok korkutucu oluşumlar olarak nitelendiriliyor.

Kara deliklerin evrende dolaşıp, gezegenleri ve yıldız sistemlerini yok ettiği yönünde endişeler de bulunuyor ve “Kara delik dünyayı yutarsa ne olur?” sorusu kendini gösteriyor.

Bu endişeler için yapılan açıklamalara göre ise eğer güneşimizin olduğu yerde aynı kütlede bir kara delik olsaydı, dünyanın yörüngesi bu olaydan çok da etkilenmezdi.

Dünya her zaman olduğu gibi kara deliğin etrafında dönmeye devam ederdi.

Sadece çok soğuk ve karanlık olurdu.

Yok olmak için kara deliğin içine düşülmesi gerekir ve bu durum da iyi bir gelişme olmazdı.

Kara delikler bizden öylesine uzaktalar ki herhangi bir tehlike teşkil etmiyorlar.

Tehlikenin sadece onlara çok yaklaştığınızda ortaya çıkacağına ve böyle bir yakınlıktan sonra da herşey için artık çok geç olunduğuna vurgu yapılıyor.

Kara delik içinde yolculuk henüz mümkün birşey olarak değerlendirilmediği için, bu konuda etkileşim temelli araştırmalar yapılmaya devam ediyor olacak.

Bu süreçte de konu ile ilgili sürekli yeni gelişmelere tanıklık edilebilecek.

Big Bang’den kısa bir süre sonra her yer karanlığa gömüldü.

Eski evrene nüfuz eden hidrojen gazı evrendeki ilk yıldız ve galaksilerin ışığını söndürebilirdi.

Yüz milyonlarca yıldır süper öldürücü kara delikler ya da yıldızlar tarafından yaratılan parlak işaretler bile tamamen görünmez olabilirdi.

Sonunda bu sis yüksek enerjili ultraviyole ışığı gibi yandı ve reonizasyon adı verilen süreçte atomları parçaladı.

Tüm bunların nasıl gerçekleştiği de yıllardır gökbilimcilerin tükettiği bir soru haline gelmiş durumda.

Şimdi ise araştırmacıları evreni her zamankinden daha fazla inceliyor.

Bilinen en eski galaksilerden bazılarını görmek için karanlık maddeleri ve galaksileri büyük bir kozmik mercek olarak kullandılar.

Bu araştırmaların sonucunda galaksilerin söz konusu sisi nasıl boşa çıkardığını anlamaya çalıştılar.

Ayrıca uluslar arası bir gökbilimci ekibi onlarca süper kara deliğin eski evreni aydınlattığını tespit etti.

Başka bir gökbilimci ekip ise süper öldürücü kara deliklerin yüz milyonlarca yıl önce var olduğuna dair kanıtlar buldu.

Bu yeni kanıtlar sayesinde kara deliklerin evrenin oluşumunda büyük bir katkısı olduğu ortaya çıktı.

Bing Bang {Büyük Patlama} ve kara delikler

Bing Bang sonrasındaki ilk yıllarda evren atomların oluşmasına izin vermek için oldukça sıcaktı.

Bu sırada proton ve elektronlar uçarak biraz ışık saçtı.

380 bin yıl sonra ise bu proton ve elektronlar yıldızlara ve galaksilere karışan hidrojen atomlarını oluşturacak kadar soğudu.

Galaksilerden gelen yıldız ışığı parlak ve enerjik olmalıydı ve bu ışık evrene girerken daha fazla hidrojen gazı ile karşılaştı.

Bu ışık fotonları hidrojeni parçalayarak reyonizasyona yardım edecek olsa da gaz ısıyı alt etmeyi başardı.

Işık veren bu yıldızları bulmak da yardım almadan çok zor.

Austin’deki Texas Üniversitesi’nde astrofizikçi olan Rachael Livermore’un ekibi, gereken yardımı buldu ve bu dev kozmik bir lens şeklindeydi.

Yerçekimsel mercekler olarak da adlandırılan bu dev kozmik lens aşırı solgun galaksileri bulmayı başardı.

Sonrasında çeşitli teknikler ile ultraviyole ışığı üretmek için gerekenler hesaplandı.

Ancak bu işin bir de tahmin kısmı var.

Yıldızın yaydığı ultraviyole ışığının ne kadarının galaksiden çıktığını ve geniş evrene ne kadar çıkacağını hesap etmek gerekiyor.

Bu tahmin kısmı da gerçekten büyük bir belirsizlik oluşturuyor.

Bunun yanı sıra herkes bu sonuçlara inanmıyor.

Bazı astrofizikçiler yıldızların evreni iyonize ettiği sonucuna varacak kadar fazla galaksi olmadığını iddia ediyor.

Eğer bu işi yıldızlar yapamamışsa süper kara delikler yapmış olabilir.

Teoride evreni reyonize edebilen süper kara delikler yıldızlardan daha fazla iyonlaştırıcı radyasyon yayarlar.

Bu noktada önemli olan şey ise yeterli kuasar bulabilmektir.

Geçen ay yayınlanan bir rapora göre astrofizikçiler 33 kuasarın ortaya çıktığını açıkladı ve bu kuasarlar da en az diğerleri kadar parlak.

Şu an için yeterli araştırma yapılmamış olsa da önümüzdeki aylarda yapılacağı tahmin ediliyor.

Söz konusu kuasarların en eskileri Big Bang’den yaklaşık bir milyar yıl sonrasına uzanıyor.

Bu da sıradan kara deliklerin süper kara deliklere dönüşmesi için yeterli bir zaman gibi görünüyor.

Haber Tekno Bilim Haberleri ve Uzay Haberleri kategorimiz kapsamında, yaşanacak olan yeni gelişmeleri aktarmaya devam ediyor olacağız.

Bu yazımıza ek olarak daha önce hazırladığımız diğer haberlerimize ve blog yazılarımıza da bakabilirsiniz:

Ötegezegen Nedir, Nasıl Keşfedilir? (Öte-Gezegen Detayları)

Ay Olmasaydı Neler Olurdu? 🌙 & Dünya’nın Uydusu Ay Ne İşe Yarar, Neden Önemlidir?

HAARP Nedir, Ne İşe Yarar? & HAARP Depremi Gerçek mi?

Bu konu ile ilgili sizler de kendi düşüncelerinizi, aşağıdaki yorumlar bölümünden ifade edebilirsiniz.

Aynı şekilde konu hakkında sorularınızı da yöneltebilirsiz.

Haber Yorumları

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Daha Fazla Bilim

Üste çık