İnsanlığı Yok Edebilecek 5 Büyük Tehdit!

Bilim ve teknolojinin gelişmesi, beraberin yıkıcı güçleri de ortaya çıkartıyor. İşte insanlığı yok edebilecek 5 büyük tehlike!

Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler ve nüfus yoğunlu, daha önce yaşanmadığı kadar büyük bir ivme ile artış gösteriyor. Dünya yaşamını ve insanlığı zora sokacak durumlar dolaylı olarak doğal afet ile gelebilecekken, tamamıyla insan elinden çıkma tehditlerle de gelebilir. Bu noktada, öyle ciddi bilim ve teknoloji çalışmalarının ürünleri var ki, insanlığı yok edebilecek güce sahip. İşte bu bilinen tehlikeli gelişmeler arasından, insanlığı yok edebilecek 5 tehdit ve detayları!

Nükleer savaş!

Nükleer savaş

Şimdiye kadar savaşta yalnızca iki nükleer silah kullanılmış olsa da (II. Dünya Savaşı’nda Hiroşima ve Nagasaki’de) ve nükleer stoklar Soğuk Savaş döneminde tepeden aşağıya düşmüşse de, nükleer savaşın mümkün olmadığını düşünmek yanlış olur.

Küba Füze krizi, nükleer dönüşüme çok yakındı. Her 69 yılda bir böyle bir olayı kabul edersek ve bir şans eseri nükleer savaş olma yolunda ilerleyebilirsek, böyle bir felaket ihtimali ciddiye alınabilecek düzeye çıkıyor. Daha da kötüsü, Küba Füze krizi sadece en tanınmış davaydı. Sovyet-ABD’nin nükleer caydırıcılığının geçmişi tehlikeli hatalarla doludur. Gerçek olasılık uluslararası gerginliklere bağlı olarak değişti, ancak ihtimaller her anlamda artmaya devam ediyor.

Büyük güçler arasındaki tam ölçekli bir nükleer savaş, yüz milyonlarca insanı doğrudan ya da sonrasında, yani düşünülemez bir felaket yüzünden öldürebilir. Ancak bunu varoluşsal bir risk değildir. Her ne kadar çok büyük bir insan kaybına sebep olsa da, küresel anlamda insanlığı yok etmek olarak doğrudan değerlendirilmiyor. Zira asıl tehdit, sonrasında kendini göstermiş olacak.

Kobalt bombaları, herkesi felaketle öldüren varsayımsal bir kıyamet silahı olarak ortaya çıktı. Ancak uygulamada zor ve pahalıydı. Ve fiziksel olarak neredeyse hiç mümkün değildir. Asıl tehdit ise, nükleer kış. Yani, parçacıkların, stratosferin içine yerleşerek çok yıllı kış dönemini başlatması ve dünya kuraklığına neden omasıdır. Modern iklim simülasyonları, dünyanın dört bir yanındaki tarımın yıllarca engelleneceğini gösteriyor. Bu senaryo ortaya çıkarsa, milyarlarca kişi açlıktan hayatını kaybedebilir. Başlıca belirsizlik, parçacıkların nasıl davranacağıdır: Kuraklığa bağlı olarak sonuçlar çok farklı olabilir ve şu anda bunu tahmin etmenin iyi bir yolu da mevcut değil.

Biyolojik savaş!

Biyolojik savaş

Biyolojik savaşlarda pek çok insan hayatını kaybedebilir. Bununla birlikte, biyolojik savaşlar varoluşsal tehdit olarak değerlendirilmiyor: Patojene direnç gösteren bazı insanlar vardır ve kurtulanlar daha dayanıklı olur. Evrim, aynı zamanda konaklarını yok eden parazitleri de desteklemez.

Ne yazık ki artık bulaşıcı hastalıklar daha da ölümcül hale getirilebiliyor. Bu konudaki örneklerden biri, çiçek hastalığının fare genlerine eklenmesi ve yaşanacak sonuçların çalışmaları ile ilgilidir. Kuş gribiyle ilgili son zamanlarda da yapılan çalışmalar, bu hastalığın bulaşıcılığının bilinçli olarak artırılabileceğini de gösterdi.

Şimdilik birilerinin kasıtlı olarak yıkıcı bir şeyi bırakma riski düşük. Ancak biyoteknoloji daha iyi ve daha ucuz hale gelirken, daha fazla grup hastalıkları daha da kötüleştirebilecek. Biyolojik çalışmaların, daha çok hükümetler tarafından kontrol edilmesine yönelik adımlar da atılmak isteniyor. Ancak biyolojik silah üretimini yapabilecek her insanı, her ortamda takip etmek ne yazık ki mümkün değil.

Örneğin, Aum Shinrikyo, daha başarılı bir sinir gazı saldırısının yanında biyolojik silahları kullanarak kıyamet hızlandırmaya çalıştı. Bazı insanlar dünyanın insanlar olmadan daha iyi olacağını düşünebiliyor.

Mevcut sayılar göz önüne alındığında, biyoterörizmden kaynaklanan küresel bir salgın riski çok az gözüküyor. Ancak bu sadece biyoterörizm için geçerli. Hükümetler biyolojik silahlarla teröristlerden çok daha fazla insanı öldürdüğü düşünülüyor. (2. Dünya Savaşı Japon biyolojik silah programından 400.000 kişi ölmüş olabilir). Gelecekte teknoloji daha güçlü hale geldiğinde, çok daha komplike ve ölümcül virüslerin oluşturulabilmesi mümkün hale gelecek. Bu da, biyolojik silahları küresel bir tehdit kaline getirecek.

Süper Zeka!

Süper Zeka

Özellikle son dönemlerde, yapay zeka ile ilgili çalışmalar zirve noktasına yaklaşmış durumda. Bu noktadaki sorun, akıllı varlıkların hedeflerine ulaşmada iyi oldukları, ancak hedefler kötü bir şekilde ayarlanırsa, zekice sonuç veren felaketler için güçlerini kullanabilecek olmalarıdır.

Günümüzde yapay zeka çalışmalar ile ilgili bilim ve teknoloji alanında isimleri önemli bir noktada olan kişilerden dikkat çeken yapay zeka karşıtlığına yönelik açıklamalar geliyor. Durumun böyle olması da, dikkatleri bu noktaya topluyor.

Yapay zekanın insanlık için bir tehdit oluşturacağı, gümüzünde bir komplo teorisi olarak dile getiriliyor. Lakin, tüm dünyanın elektronik iletişim ile yürürlükte olduğu ve bu iletişimlere erişilebildiği düşünüldüğünde, aslında bir komplo teorisinden çok daha fazlası olabileceği tahmin edilebilir bir şey…

Nanoteknoloji!

Nanoteknoloji

Nanoteknoloji, maddenin atomik veya molekül hassasiyetle kontrolüdür. Elbette ki bunun kendisi tehlikeli değildir. Sorun, biyoteknoloji gibi artan gücü, savunulması zor olan ihlallerin potansiyelini de arttırmasıdır.

En büyük tehdit olarak, her şeyi yiyen kendi kendini kopyalayan nanomakinelerin ortaya çıkartılabilmesi ihtimali olarak gösteriliyor. Bu çok amaçlı bir şekilde akıllı tasarım gerektirir. Bir makineyi çoğaltmak zordur. Belki sonunda başarılı olunabilir, ancak yıkıcı teknoloji ağacında daha büyük ihtimale sahip tehditler bulunuyor.

En belirgin risk, atomik hassas imalatın silahlar gibi hızlı ve ucuz imalat için ideal görünmesi riskidir. Herhangi bir hükümetin, büyük miktarda özerk veya yarı özerk silahlar (daha fazlasını yapmak için tesisler de dahil olmak üzere) “basabileceği” ihtimalidir. Silah yarışlarının çok hızlı ve dolayısıyla dengesiz hale gelebileceği bir dünyada, en büyük darbeyi insanlığın kendisi alacaktır.

Söz konusu bu silahlar aynı zamanda küçük, hassas şeyler olabilir: sinir gazı gibi davranan, ancak kurbanlar arayan ya da popülasyonları itaatkâr tutmak için her yerde bulunan gözetim sistemleri oluşturulabilir. Ayrıca, nükleer yayılma ve iklim mühendisliği işini, isteyen herkesin mümkün hale getirmesine olanak sağlayabilir.

Nanoteknoloji çalışmalarının doğrudan varoluş riski olasılığı dikkate alınmıyor. Ancak sahip olduğu potansiyelin, çok farklı yerlere çekilebilme riski, her daim dikkat edilmesi gereken noktalardan biri olması anlamına geliyor.

Bilinmeyen bilinmeyenler!

Bilinmeyen bilinmeyenler

En rahatsız edici ihtimal, orada çok ölümcül bir şeyler olması ve bu konuda hiçbir ipucu kalmamasıdır. Dünya dışı varlıklar, dünyadaki varoluşu etkileyebilecek uzay kazaları ve tehlikenin ne olduğunun bile farkında olunamayan daha birçok sonsuz ihtimal…

Birçok bilim insanı, aslında insanlık için en büyük tehditin, “bilinmeyen bilinmeyenler” olduğunu düşünüyor. Evrenin sonsuzluğu, insanlığın henüz aklına bile gelmeyen birçok tehditi barındırdığını ve bu tehditlerin her an ortaya çıkabileceği anlamına geliyor.

Kimi zaman dünyadaki varoluşun yok edilmesi, insanlığın kendinden ortaya çıkabileceği gibi bilinmeyenden gelen bilinmeyenlerden de gelebilir.

 

Bilim haberleri ve bilimsel gelişmeler

Paylaş
Eren Ertem

1997 yılında, Commodore 64 klavyesi ile tanıştığı teknoloji dünyasında yoluna, TED kolejinden sonra İngilizce eğitimli Elektrik-Elektronik Mühendisi olarak devam ediyor. Birçok farklı basılı ve elektronik yayıncılık sektöründe çalışmış olan Eren Ertem, C programlama dili, Java programlama dili ve elektronik yayıncılık editörlüğü ile ilgili eğitim setleri hazırlamıştır.

Popüler Bilim üzerine araştırmalarına ve yazılarına editör olarak devam ederken, öte yandan da 1947 Roswell konusu ile ilgili araştırma kitabını ve Alacaklı romanını yazıyor.