mi5 ajanı

Gölgeli figürlerin haber olduğu, kişilerin hapse girdiği ve ölü ya da diri herkes hakkında haber yapılan bir toplumda yaşıyor. Ayrıca firmaların ve devletlerin bilgilerini, iletişimlerimizi ve gelecekteki dijital ruhlarımızı kontrol altına alabilecek olan bir sisteme sahibiz. Dolayısıyla dijital gizlilik için savaşma hakkına sahip değiliz. Ancak gizlilik basit bir insan hakkıdır. Ne yazık ki bu hakkı günden güne kaybediyoruz gibi görünüyor. Bu yazımızda ise eski bir MI5 casusu gizlilik hususunda bazı hikayelerine ve düşüncelerine yer vereceğiz.

Bir casus olarak ben!

internet gizlilik

90’lı yıllarda MI5 ile altı yıl boyunca çalıştım. Bu Soğuk Savaş’tan sonra, terörle mücadele başladığında ve 11 Eylül 2001 dehşetinden önceydi. Ancak o zaman bile gördüğüm şeyler beni dehşete düşürmüştü. Vatandaşlar, aktivistler, gazeteciler ve politikacılar dahil olmak üzere yüz binlerce kişinin yasa dışı dosyaları ve telefon kayıtları tutulmuştu.

1994 yılında İsrail Londra Büyükelçiliği’nin bombalanması sonrasında bastırılan deliller nedeni ile pek çok masum insan hapse gönderildi. Engellenecek olan IRA bombalamalarının gerçekleşmesine izin verildi. Bunlar, güvenlik ve istihbarat birimlerinin devreye girdiğini gördüğüm yolsuzluğun sadece bir kısmıydı.

Kamuoyu ve pek çok siyasetçi bu ajansların onlara karşı sorumlu olduğunu düşünüyor ancak gerçekte işler bu şekilde yürümüyor. Bizler sadece onların duymak istediğimiz şeyleri söylediklerini duyabiliyoruz.

Devlet haber ve siyaseti manipüle eder!

Hükümet kuruluşlarının haberlerde hile yaptığını ve bazen yazarken buna kendilerinin bile inandığına tanık oldum. Sahte haberler aslında yeni bir şey değil. Devlet oldukça uzun bir süredir çeşitli şekillerde medyayı şekillendiriyor. Analog dönemde bile durum böyleyken internet döneminde durumun daha da kötüye gittiğini söylemek mümkün.

Sonunda kariyerimin biteceğini biliyor olsam da düdüğü çalmaktan başka bir yol olmadığını gördüm. Partnerim ve ben istifa ederek saklanmaya başladık. İngiltere Resmi Sekreterlik Yasası’nı ihmal etmiştik ve yakalanırsak hapsedilirdik. 1997 yılında İngiltere’den ayrıldık ve üç yılımızı Fransa’da bir çiftlikte geçirdik. Partnerim iki kez hapse girdi ve bu esnada devletin gücü ile ilgili unutulmaz dersler aldık.

Gizliliğin değerini öğrenme!

Ayrıca gizliliğin değerini de öğrendik. Yüksek değerli hedefler olduğumuz için akrabalarımızın ve iletişime girdiğimiz kişilerin de izlendiğinin farkındaydık. Bu nedenle anneme bile mail atarken sansür yapmak zorundaydım. Dostlarımız polis ile iş birliğine zorlandı. Zira bu bizi açığa çıkarmak ve ruhumuzu aşındırmak için tek yoldu. Çevrenizdeki kimseye güvenmezseniz kimseye sizi ele verecek bir şey söylemezsiniz.

gizlilik

Gözetim zamanla ilerledi!

Günümüzde gözetim günlük hayatımızın her köşesinde yer alıyor. Edward Snowden geçtiğimiz günlerde hükümet gözetiminin ölçeğini ortaya koydu ve bu oldukça akıl karıştırıcıydı. Bilinen adı ile The Snowden Effect Birleşik Krallık’ın % 28’inin online alışkanlıklarını tekrar gözden geçirmesine sebep oldu. eğer bir dijital gizlilik olmadığını düşünüyorsak, başka birinin bizi izliyor olması da önemli değildir.

Artık meşru eylemciler bile izlenebileceklerinin farkında. Bu da protestocuların baskı konuları ile ilgili iki kez düşünmesini sağlayabilir. Bu noktada gözetimin demokrasiyi rahatça bastırabileceğini görmek mümkün.

Hepimiz izleniyoruz, dijital gizlilik diye bir şey yok!

gizlilik

Snowden internet firmalarının kapılarını ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’na (NSA) ve İngiliz Hükümeti Haberleşme Merkezi’ne (GCHQ) açtı. Ayrıca İngiliz istihbaratının Avrupalıların bilgilerini Amerikan istihbaratına devrettiği de açıklandı. Bu nedenle şu anda her iki devlet de video iletişimlerimize erişebilir.

Sonuç olarak devlet düzenli bir şekilde gizliliğimizi ihlal ediyor. aynı zamanda kurumsal dünya da bizi gözetliyor. Firmalar internet üzerinden kimin bilgi ve dosya paylaştığını görmek için şu anda olağanüstü yetkilere sahip durumda.

Gizli yasalar dünyamızı değiştirebilir!

Daha önce de milyonlarca insanın hakkını ihlal edecek projeler yapıldı ancak halkın oy üstünlüğü ve protestoları ile geri çevrildi. Bizler de demokrasi ve yasanın üstünlüğü için şirketlerin müdahalesini reddetmeli ve gizlilik haklarımızı korumalıyız.

Gizlilik hakları her geçen gün daha fazla ihlal ediliyor. günümüzde dünyanın pek çok köşesinde pek çok olay oluyor ve bizim de ihtiyacımız olduğu takdirde bu olayları protesto edebilmek için gizliliğe ihtiyacımız var. Aynı zamanda uygun bir vatandaş olabilmek için de gizliliğe ihtiyacımız var ancak ne yazık ki atalarımızın gizlilik hakkı kazanabilmek için kan, göz yaşı ve ter döktüğü hatta öldüğü çok çabuk unutuldu. Demokrasiyi günden güne kaybediyoruz ve bu mirası kaybetmemek için de savaşmamız gerekiyor!

Yorumlar

Please enter your comment!
Please enter your name here