Bağırsak Solucanı Tedavi Yöntemi Olabilir Mi?

Bilim insanları pek çok ciddi hastalığı bağırsak solucanı ile tedavi etmeye çalışıyor. Peki, bu yöntem gerçekten de başarılı olabilir mi?

bagirsak-solucani

Kancalı kurdun insan vücudunda bağırsağa ulaşması için 4 ila 6 hafta gerekir. Burada ince bağırsağın üzerine yerleşen kancalı kurt hayatını sürdürmek adına kan emer. Bu her ne kadar çirkin gibi görünüyor olsa da aynı zamanda bağışıklık sistemini harekete geçiren bir durum. Parazitolog Alex Loukas, bağırsak solucanı olan yerin iltihaplıdan ziyade sağlıklı göründüğünü söylüyor.

Şu anda Loukas ve pek çok araştırmacı bağırsak solucanının otizm, alerji, çölyak hastalığı ve otoimmün hastalığını tedavi edip edemeyeceğini araştırıyor. Bu araştırmanın arkasındaki düşünce ise helmint adı verilen yaratıkların insan vücudunda evrimleştiği ve bağışıklık sistemimize fayda sağladığıdır.

Klinik çalışmalarda solucan tedavisinin oldukça karışık bir kaydı var. İnsanlar yıllardır evlerinde solucan tedavisini tercih ediyor ve araştırmacılar da bu terapinin faydalarını araştırmayı sürdürüyor. Şu anda pek çok araştırmacı solucanın etkili ilaçlar için ilham kaynağı olması fikrine hayran kalmış durumda.

Bağırsak solucanı gerçekten de masum mu?

Bağırsak solucanı binlerce yıldır var. Bugün dünya nüfusunun yaklaşık olarak % 24’ü bu solucanları vücudunda barındırıyor. Genellikle birkaç solucandan zarar gelmiyor ancak fazla sayıda parazit zayıflık ve ciddi karın ağrısına sebebiyet verebiliyor. Anemi hastalığına da neden olabilen bu solucanlar aynı zamanda fiziksel ve zihinsel gelişimlere de negatif etki edebiliyor.

Bu bağırsak solucanları direkt olarak kişiden kişiye geçmez. Bunun yerine yumurtaları dışkı yolu ile dışarı çıkar ve zayıf sağlık koşullarına sahip bölgelerdeki toprağa karışır. Günümüzde yüksek gelire sahip olan bölgelerde parazit solucanlar nadir şekilde görülmektedir. Ancak bu sayının zamanla arttığını da gözden kaçırmayalım.

Her ne kadar tehlikeli görünüyor olsa da bu canlar ciddi bir araştırma altında ve onların da bazı yararları olduğu ortaya çıkıyor. Uzmanlar solucanların elbette tek cevap olmadığını ancak büyük fayda sağladıklarını ifade ediyor. Zira bağırsak solucanları mikrobiyotu manipüle etmeyi başarıyor. Aslında bunu ölmemek için yapıyorlar diyebiliriz.

bagirsak-solucani

Çalışmalar nasıl yapıldı?

Şimdiye dek solucanlar özellikle hayvan çalışmalarında boy gösterdi ve insanlar üzerinde de küçük denemeler yapıldı. Loukas ve ekibi solucanlar tarafından salgılanmış olan protein ve diğer moleküllerin karışımını alarak kemirgenlere enjekte etti. Bu deney sonunda enjekte edilen karışımın astım, romatizma, bağırsak hastalığı ve daha pek çok rahatsızlığı önleyebileceği görüldü.

Başka bir araştırmada ise Loukas ve ekibi çölyak hastalığına ilişkin bir çalışma yaptı ve kancalı kurtçukların gluten duyarlılığı olduğunu keşfetti. Çalışmadaki katılımcılar sonunda bir kase makarna yedi ve glutenin onları olumsuz etkilemediğini gördü. Ancak ilaç firmaları solucan tedavisi için pek de hevesli değildi. Yine de küçük denemeler devam etti.

Bağırsak solucanı, herhangi bir hastalık ile mücadele etmek için ABD Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmış değil. Ülkede bu solucanları satmak yasal değil ve yakın bir zaman içinde de bu durumun değişmeyeceği ifade ediliyor. Yani ABD’de bağırsak solucanıyla otoimmün hastalığını tedavi etmek isteyen kişiler solucanı başka ülkelerden tedarik etmek ya da karaborsadan yararlanmak zorunda.

Ne yazık ki bunun da bazı kötü sonuçları olabilir. Zira bazı üreticiler solucanları steril olmayan koşullarda üretmekte ya da ucuz versiyonlar sunabilmektedir. Bu da insanların sağlığını ciddi anlamda tehlikeye atmak demektir.

Solucan hapları!

Bazı araştırmacıları bağırsak solucanlarının salgılanan moleküllerde daha umut verici sonuçlar doğurduğuna inanıyor. Bu noktada Loukas ve ekibi solucanların ürettiği en bol 100 proteini tespit etti ve içlerinden en umut verici görüneni tercih ettiler. AIP-2 adı verilen bu proteinin fareleri astımdan koruduğu da ortaya çıktı.

Şimdi ekip bu proteinleri kullanarak hap üretmek istiyor ancak bunun o kadar da kolay olduğunu söyleyemeyiz. Bunun yanı sıra solucan proteinleri şu an için insanlar üzerinde test edilmemiş durumda ancak 2 ila 3 yıl içerisinde klinik çalışmaların başlayacağı tahmin ediliyor. Solucan proteinlerinden üretilecek olan hapların da en az 10 yıl piyasada olmayacağı söyleniyor.

Paylaş
Merve Öziş
Merve Öziş, 2012 yılında Anadolu Üniversitesi İngilizce İktisat bölümüne başladı ve 2013 yılından bu yana makale yazıyor. Birçok elektronik yayın yapan medyada çalışmalar yaptı. Son olarak ise özellikle Teknoloji ve Bilim ile yakından ilgileniyor ve bu konularda yayınlanan araştırmaları takip ediyor.