Android P iOS 11 iPhone X

Android P 9.0 sürümünün Google I/O 2018 etkinliği başlangıcında resmi olarak duyurulması ile birlikte, öne çıkan özellikler de kendini göstermiş oldu. Android P özellikleri detaylandıktan sonra, ilk akla gelen isim ironik bir şekilde iOS 11 ve iPhone X oldu. Android P yenilikleri arasında yer alan başta gestures özelliği olmak üzere birçok tasarım değişikliği, ilk etapta doğrudan doğruya iPhone X üzerinde çalışan iOS 11 sürümünü akıllara getirmiş oldu.

Google, Android P özelliklerini iOS 11’den mi aldı?

“Android mi iOS mu?” tartışmaları halen daha devam ederken, her geçen sürümde iki işletim sistemi de birbirine ciddi anlamda benzemeye başlamış oldu. Hem stabilite hem güvenlik hem de özellik konusunda birbirinden etkilendiği çok radikal bir şekilde belli etmeye başlayan bu iki önemli mobil işletim sistemi, 2018 yılında ise çok daha dikkat çeker oldu.

Google Pixel XL Android P

Android P 9.0 versiyonu ile birlikte, Google’ın dokuzuncu yeni mobil işletim sistemi sürümünde çok ciddi anlamda Apple’ın iPhone X üzerinde kullandığı iOS 11 sürümünden esinlenmiş olabileceği gerçeği ortaya çıktı. Detaylı bilgilere geçmeden önce bu düşüncenin ortaya çıkmasını sağlayan başlıklara bakacak olursak, aşağıdaki gibi maddeler kendini göstermiş oluyor.

  • Gestures yetenekleri
  • Slices ve Actions özellikleri
  • Uygulama analizi ve denetimi

Bu başlıklardan farklı benzerlikler de bulunuyor olsa da çok ciddi anlamda iOS 11’i anımsatan bu 3 madde, eleştirilerin esas noktası olmayı başarmaya yetmiş oldu. Android P epey konuşulmaya devam edecekken, en çok da bu maddeler gündemde olacağını söylemek, yanlış bir yaklaşım olmayacaktır ve sık eleştiri alan detaylar olarak sırlanacaktır.

Gestures yetenekleri

Gestures yani parmak hareketlerine dayandırılan kullanım şekli, ilk olarak Apple’ın iPhone X modeli için özelleştirdiği iOS 11 mobil işletim sistemi sürümü ile birlikte günlük yaşamda sık kullanılmaya başlamıştı. Apple tarafından 10. yıla özel olarak hazırlanan iPhone modelinden kaldırılan geleneksel home tuşu yani ana sayfa tuşu sonrasında, gestures kullanım biçimine geçiş yapılmıştı. Bununla beraber home tuşu olmadığı için, ekranın hemen alt bölümünde yatay bir çizgi yerleştirilmiş ve parmak hareketlerini yönlendirmesi sağlanmıştı.

Android P ve iPhone X iOS 11

Bu kullanım şekline alışmaya başlamış olan iOS kullanıcılarından sonra, şimdi de Android kullanıcıları bu kullanım şekline alışmaya başlıyor olacak. Google tarafından yeni sürümde duyurulan gestures özelliği, hemen hemen iOS 11’in kullanım şekli ile aynı şekilde çalışıyor. Parmak hareketleri ile ana sayfaya dönme, açık uygulamalara ulaşma ve açık uygulamalar arasında geçiş yapma gibi kullanım şekilleri, bire bir aynı tutulmuş.

Elbette ki Google’ın gestures özelliği, Apple’ın gestures özelliğinden çok daha yetenekli gibi görünüyor. Lakin bu yazımıza konu olan hangisinin daha iyi olduğunu karşılaştırmaktan öte, aralarındaki benzerlik oluyor.

Android P açık uygulamalar gestures

Sadece parmak hareketlerini benzetmekle de sınırlı kalmayan Google’ın, ana sayfa yani home tuşu yerine geçecek olan ekranda yer alan sanal home fonksiyon bölümünü de yatay hale getirmiş. Şimdiye kadar yuvarlak bir biçimde olan bu bölüm, her ne kadar Apple’ın belirlediği kadar uzun olmasa da yatay bir çizgi biçimine ulaşmış.

Google Pixel serisinde home tuşu fiziki olarak telefonların ön yüzeyinde olmamasına rağmen, şimdiye kadar böyle bir değişiklik ihtiyacı duyulmamıştı. Zamanlama ile birbiriyle örtüşen bir özelliğin duyurulması, dikkatleri de bu noktaya toplamayı başarmış oldu. Navigasyon tuşlarını da üç bölümden iki bölüme indiren yeni sürüm, kullanıcı alışkanlıklarını da kökten değiştirmiş olacak.

Slices ve Action özellikleri

Bir diğer yeni özellik Slices ve Action oldu. Kısaca uygulamaların kullanıcıların alışlanlıklarına göre kısayol haline getirme üzerine kurulu bu özellikler, uzun bir süredir Apple tarafında Siri önerileri başlığı ile sunuluyordu. Yine bu noktada da Slices ve Action sistemlerinin daha başarılı olduğunu söylemek mümkün oluyor. Lakin daha önce de belirtildiği gibi bu hiciv yazımızda, hangisinin daha iyi olduğunu değil, hangisinin bir diğerinden etkinliğini veyahut etkilenip etkilenmediğini konu alıyoruz.

Uygulama analizi ve denetimi

Google I/O 2018 etkinliğinde, bundan böyle kullanıcıların hangi uygulamada ne kadar vakit geçirdikleri ve nasıl bir davranış biçimi sergiledikleri konusunda analiz yapılacağı belirtildi. Söz konusu bu analizler de kullanıcılar tarafından, özel olarak hazırlanan uygulama üzerinden görülebilecek. Bu noktada da Apple’ın, bir süredir iOS kullanıcıları için benzer bir özelliği, işletim sistemi detaylarında barındırdığını söylemek gerekiyor. Üstelik Haber Tekno olarak bu konudaki detayları, daha önceki şu yazımızda aktarmıştık: iPhone’da Hangi Uygulamada Ne Kadar Zaman Geçiriyorsunuz?

Google bu özelliği çok daha detaylı ve işlevsel bir hale getirerek, uygulamara zaman sınırlaması koyulmasına imkan sunmayı düşünmüş. Bu özellik Digital Wellbeing olarak isimlendiriliyor.

Android P 9.0 Digital Wellbeing uygulaması

Kısaca açıklamak gerekirse kullanıcılar, spesifik olarak bazı uygulamalara kullanım süre sınırlaması koyabiliyor. Günde sadece 1 saat vakit geçirmek istediği bir uygulamaya, böyle bir tanımlama yapılabiliyor ve işletim sistemi, sürenin dolması ile bu uygulamaların açılmasını engelliyor. Nitekim Google’ın bu yaklaşımı, özelleştirilmiş bir dijital detoks niteliği de taşımış oluyor. Bu özelliğin sunum biçimi bir yana, bu konuda sektörde farklı eleştiriler de geldi.

Kullanıcılarının takibinin Android tarafında çok daha detaylı yapılabileceği ve bu özelliğin farklı güvenlik sorunlarını da beraberinde getirebileceği şeklinde düşünceler baş göstermeye başladı. Bu durum başlı başına farklı bir konu olduğu için, bu yazımızda detaylarına geçiş yapmıyoruz. Bahsi geçen bu maddelere benzer pek çok farklı detay da konuşulanlar arasında yer alıyor. Lakin en büyük benzerliği gösteren ve alıntı yapılmış eleştirisini üzerine toplayan detaylar, bu şekilde detaylanıyor.

Yapay zeka konusunda da her iki firmanın çok fazla ifade kullanılması ve neredeyse tüm işletim sistemini AI üzerine şekillendirmeye başladığı izlenimi vermesi, sektörün esas gidiş hattı haline gelmiş durumda. Çok uzun bir süredir mobil dünyanın temelini oluşturmayı başaran bu iki işletim sistemi, her gelen yeni sürümde birbirinden etkilenmeye devam ediyor.

Tüm bunların dışında takdir edilmesi gereken noktalar da bulunuyor ki tüm bu benzerlikler, çok daha iyi çalışan bir hale getirilmiş gibi görünüyor. Çalışma şekli ve amacı benzer olsa da çok daha işlevsel olduğunu söylemek, hiç de yanlış olmayacaktır. Elbette ki bu iyileştirmelerin ne derece günlük hayatta yer bulacağı, yaz aylarının son günlerinde çıkması beklenen final sürüm ile birlikte anlaşılabilir hale gelecek. Kullanıcı isteklerinin de birbiri ile benzer olması, firmaları ortak bir noktada buluşturmaya da sevk ediyor. Şimdilerde ise “iOS 12 ne zaman çıkacak?” sorusu ile yeni sürümün beklentileri artış göstermeye başladı.

1 yorum

Yorumlar

Please enter your comment!
Please enter your name here